Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
Kuramer Yayınları
İstanbul Kadı Sicilleri
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > İSAM Yayınları
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
Hıristiyanlık
Şinası Gündüz


7,00 TL (KDV dahil)
10
  adet 


İSAM
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

"ELİNİZDEKİ ÇALIŞMA HIRİSTİYANLIĞIN TARİHİNİ, TEMEL ÖĞRETİLERİNİ VE İBADET ANLAYIŞLARINI ANA GÖVDE HIRİSTİYAN KİLİSELERİNİN ALGILAMALARI VE HIRİSTİYANLIĞIN KUTSAL METİNLERİ BAĞLAMINDA ELE ALIP İNCELEMEKTEDİR. AYRICA HIRİSTİYANLIKTAKİ MEZHEPLEŞME SÜRECİ VE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TEMEL AYRILIK KONULARI DA İRDELENMEKTEDİR. GEREK ANADOLU GEREKSE DÜNYA AÇISINDAN OLDUKÇA ÖNEMLİ OLAN BU DİNSEL GELENEĞİ, POLEMİK VE SPEKÜLASYONDAN UZAK VE ELDEN GELDİĞİNCE NESNEL BİR ŞEKİLDE İNCELEMEYE VE TARTIŞMAYA ÇALIŞAN BU KİTABIN TEMEL AMACI HIRİSTİYANLIĞIN DAHA İYİ ANLAŞILMASINA VE TANINMASINA KATKIDA BULUNMAKTIR "
ISBN / ISSN : 978-975-389-917-8
Barkod No : 9789753899178
Sayfa Sayısı : 211
Dil : Türkçe
Basım Yeri ve Yılı : Ankara, 2017
Ebat : 12x19,5x1 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 11.03.2010|23:36:35 Görüş : Çok İyi
  2 milyarı aşkın nüfusuyla mensuplarının sayısı bakımından dünyanın en büyük dini olan Hıristiyanlık ve ehl-i kitaptan olan Hıristiyanları ne kadar tanıyoruz? Dört İncil ile Hıristiyan mezhepleri arasındaki farklılıklar nelerdir? Hıristiyan dünyasında İslamiyet ile ilgili yoğun bir araştırma faaliyeti olmasına karşılık, İslam dünyasında Hıristiyanlıkla ilgili çok az çalışma yapılmaktadır. Dört milyona aşkın Müslüman Türk’ün Avrupa’da çalışıp Hıristiyan kültürü ile yüz yüze gelen bu insanlara tarafsız bir şekilde Hıristiyanlığın ne olduğunu öğretmeyip, bu konuda onları misyoner propagandalarından etkilenebilecek şekilde bilgisiz bırakmak, Avrupa Topluluğu’na girildiğinde şimdikinden daha fazla haşir neşir olacağımız insanların kafa yapıların, inançları ve kültürleri hakkında bilgimiz olmadan bunlarla birleşmek ne kadar doğru olur? Dış yüzü ile çok medeni görünen Hıristiyanlar iç aleminde acaba nasıldır? Hıristiyanların kendi geleneklerine ilişkin yargıları ne kadar doğrudur? ‘Misyonerlik’ adlı çalışması ile tanıdığımız Kıymetli Şinasi Gündüz Bey'in işte bu çalışması Hıristiyan tarihini, temel öğretilerini ve ibadet anlayışlarını ana gövde Hıristiyan kiliselerinin algılamalarını ve Hıristiyanlığın kutsal metinleri bağlamında ele alıp incelemektedir. Ayrıca Hıristiyanlıktaki mezhepleşme süreci ve geçmişten günümüze temel ayrılık konuları da irdelenmektedir.(s.10) Yaklaşık iki bin yıllık tarihi ve bir buçuk milyarı aşkın müntesibiyle Hıristiyanlık dünyanın önemli inanç sistemlerinden biridir.(s.13) Hz. İsa’nın kimliği konusunda mevcut kaynaklar bize iki farklı İsa tipolojisi sunmaktadır. Bunlardan ilki Yahudi toplumu içerisinde doğan, bir Musevi olarak yaşamını sürdüren ve toplumdaki inançsızlıklarla ahlakî zafiyetlere karşı mücadele eden ‘tarihsel İsa’, diğeri ise Hıristiyan inancına konu olan teslisin ikinci unsuru, ilahi oğul İsa Mesih’tir.(s.17) Hz. İsa’nın halka yönelik mesajlarını üç ana noktada özetlemek mümkündür: Bunlardan ilki, insanları Tanrı’nın Krallığı’na davet etmektir. Bu davet, Tanrı’nın emir ve yasaklarına bağlanmak suretiyle ona iman etmeyi ve yaklaşan hesap/yargı gününe karşı hazırlıklı olmayı içermektedir. İkincisi, Musa hukuku olarak da adlandırılan ilahi yasalara ya da haram helal kurallarına sıkı sıkaya bağlanmakla ilgilidir. Üçüncü husus ise, toplumda özellikle din adamları ve yöneticilerle ilişkili olarak görülen ahlaksızlıklara karşı mücadeledir.(s.20) Ortaçağ boyunca yürütülen Hıristiyanlığı yayma faaliyetlerinde gösterilen başarıda üç etken önemli rol oynamıştır. Bunlardan birincisi Hıristiyan imparatorlukların ve siyasal yönetimlerin kiliseye ve misyonerlere sağladığı destektir. Bir diğer etken, misyon bölgelerinde geliştirilen manastır yaşantısıdır. Buralarda kurulan manastırlarda yetişen keşişler, hem yöreyi tanıma, dil, gelenek ve kültür bakımından yöre halklarıyla kaynaşma hem de misyonerlik faaliyetlerini yürütme açısından manastırları birer üs olarak kullanmışlardır. Üçüncü husus, şehitlik anlayışıdır. Misyon bölgelerinde zaman zaman yerli halk tarafından Hıristiyan misyonerlere karşı şiddet hareketleri uygulanmış ve bunun neticesinde bazı misyonerler hayatlarını kaybetmişler, bunların yaşantıları ve verdikleri mücadele diğer misyonerler için her zaman bir örnek ve ilham kaynağı olarak kabul edilmiş, önemli bir motivasyon unsuru olmuştur.(s.40) Kendisini Yahudi geleneğinin bir mirasçısı olarak kabul gören Hıristiyanlığın kutsal kitabı ‘Kitabı Mukaddes’, iki kısma ayrılır: İlk kısım Yahudi kutsal metnini barındırır ve ‘Eski Ahit’ olarak adlandırılır. İkinci kısmı ise Hıristiyanlığın Mesih dönemini kapsayan tarihinde ortaya çıkan ve ‘Yeni Ahit’ olarak adlandırılan bölümdür.(s.47) İncillerdeki anlatıların tarihsel gerçekliğine ilişkin şüphelerde, İnciller arasındaki farklılıklar her zaman önemli bir etken olmuştur.(s.52) Örneğin İsa araştırıcısı J.D.Crossan, belirli bir konu üzerinde yoğunlaşarak İncil versiyonları karşılaştırmalı bir şekilde okunduğunda, metinler arasındaki uyumdan ziyade, uyumsuzluğun okuyucunun dikkatini çekeceği vurgulamaktadır. (s.53) Günümüzdeki şekliyle teslis inancının IV.yy’dan itibaren Hıristiyan kredosunda/amentüsünde yer aldığı bilinmektedir. Bununla birlikte teslisle ilgili vurgular II.yy’dan itibaren kilise babalarının eserlerinde görülmektedir. Teslisi oluşturan unsurların cevher, mahiyet, fonksiyon açısından ve birbirlerine karşı konumları Hıristiyan tarihinde önemli tartışmaların ve mezhepleşme hadiselerinin nedenleri arasındadır. Günümüz Hıristiyanlığı, teslisin unsurlarının aynı tanrısal cevhere/öze sahip olduğu; bu yönüyle birbirinden ayrı olmadıklarını belirtir. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesine dayalı tek Tanrı inancını ifade etmek üzere hypostasis(şahıs, unsur, görünüm) terimi kullanılmaktadır. Bu terim Arapçada uknûm olarak karşılık bulmaktadır. Böylelikle Hıristiyanlık, inanılan tek tanrıyı ‘üç uknumlu tek tanrı’ olarak nitelemektedir. Bütün bu açıklamalara rağmen, birçok inanç sisteminde olduğu gibi, Hıristiyanlıkta da nihai anlamda Tanrı’nın bir sır/gizem olduğu ve onu mutlak anlamda bilip tanımlamanın mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Teslis inancı nedeniyle Hıristiyanlık, Hıristiyan olmayanlarca sıklıkla çok tanrıcılıkla ya da monoteizmden uzak bir tanrı düşüncesine sahip olmakla suçlanmıştır. Ancak Hıristiyanlar bu ithamları şiddetle reddetmekte ve teslisin kesinlikle tek Tanrı inancını içerdiğini ısrarla vurgulamaktadırlar.(s.65) Hıristiyan inancında Oğul’un taşıdığı fonksiyonel özellikler açısından şu üç husus dikkat çekicidir: Yaratılışta aslî unsur olma, kurtarıcılık ve yargılayıcılık.(s.67) İsa’nın acı çekerek çarmıha gerilmesi ve ölmesi, Hıristiyan geleneğinde anahtar bir öğretidir.(s.84) Dolayısıyla haç, kurtuluşun sembollüdür.(87) Bir başka açıdan Mesih İsa’nın çarmıhta ölümü, insanlığın Tanrı’yla barışmasını simgeler. Zira günahkar insan, Tanrı’yla barışık olmayan insandır. Mesih, çarmıhta akan kanı ve ölümü aracılığıyla insanlığı günah ve ölüm illetinden kurtarmış, dolayısıyla onların Tanrı’nın huzuruna ‘kutsal’, lekesiz ve kusursuz olarak çıkmalarına imkan sağlamıştır. (s.88) Hıristiyanlıkta bilgelik, akıllı olmak, güç, bilgi, dindarlık ve Tanrı korkusu Kutsak Ruh’un insana yönelik yedi armağanı olarak tanımlanır.(s.93) İnsanlarla ilişkiler açısından birçok dinde vurgulanan ve ‘altın kural’ olarak adlandırılan “Başkalarının size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın” ilkesi, Hıristiyan kutsal kitabında da vurgulanmaktadır.(s.94) Hıristiyanlığın günaha ilişkin en dikkat çekici özelliği, aslî ya da ‘ilk günah’ konusundaki yaklaşımıdır. Tekvin kitabında anlatılan Adem’in cennette işlediği ilk günah nedeniyle, günahın bütün insanlara geçtiğini ya da soyundan gelen tüm insanlığın adem’in günahına bir şekilde ortak oldukları vurgulanmaktadır.(s.95) İncillere göre İsa’ya en önemli emrin ne olduğu sorulduğunda, ‘Rabb’i bütün kalbinle seveceksin’ demiştir. İkinci emrin ne olduğu sorulduğunda ise, ‘komşunu kendin gibi seveceksin’ diye cevap vermiştir. Ayrıca o, yalnızca dostların ya da sevenlerin değil, düşmanların bile sevilmesi üzerinde durmuştur.(s.95) Reform döneminin kuşkusuz en önemli ismi Martin Luther’dir. Luther, iman ve tövbe konusunda Kilise’nin anlayışını eleştirmekte, papalık ve kilise kurumunun bu alandaki aracı rolünü reddetmektedir. İman ve tövbenin kişi ile Tanrı arasında gerçekleşeceğine inanmakta ve günahın papa ve kilise tarafından bağışlanması geleneğine karşı çıkarak tövbenin ancak Tanrı tarafından kabul edileceğini vurgulamaktadır. Ayrıca ana dilde ibadetin önemine de dikkat çekmiştir. Öte yandan rahiplerin evlenmemesi yönündeki kilise kuralına da karşı çıkmış kendisi de evlenmiştir.(s.118) Anabaptist kiliselerin en temel özelliği bebek vaftizini reddetmeleri ve vaftizin, doğru ile yanlışın ayırt edebileceği yaşlarda yapılması gerektiğini savunmuşlardır.(s.124) Anglikan Kilisesi, daha ziyade millî vurgusuyla öne çıkan ulusal bir kilise olarak dikkati çeker. (Anglikan kilisesinin, 1916 yılında İslâm dininin mahiyetini ve zamanımızın problemlerini çözüm önerilerini öğrenmek maksadıyla düzenlediği soruların cevaplandırılması talebiyle şeyhülislâmlık makamına yaptığı başvuru üzerine kaleme alınmış ve resmî makamlarca Londra'ya gönderilmiştir. Kitap, ‘Anglikan Kilisesine Cevap’ adıyla sadeleştirilerek DİBY arasında basılmıştır.) Manastır yaşantısı tarih boyunca Hıristiyanlıkta önemli yer tutmuş, ancak Protestan hareket tarafından ciddi şekilde eleştirilmiştir. Manastır yaşantısı, kadın ve erkek keşişlerden oluşan ruhbanların bir disiplin altında uzlet yaşantısı sürmeleridir. Keşişlerin bağlı oldukları üç temel ilke vardır. Bunlar mutlak bekarlık, mutlak fakirlik ve mutlak itaat ilkeleridir.(s.160) Kiliselerin yönü doğuya dönüktür. Kuşkusuz bu özellik, Hıristiyanlığın önce doğuda doğup, daha sonra batıya doğru yayılmasıyla yakından ilgilidir.(s.162) Ayrıca ayrıntı isteyenlere ‘Yaşayan Dünya Dinleri’nin 3. bölümü Hıristiyanlığın tarihsel gelişimi ve teolojik içeriği irdelenmiş, Hıristiyanlığın temel kaynakları ve öğretileri, kutsal kitapları, İsa-Mesih anlayışı, Pavlus doktrini, Hıristiyanlığın yayılışı, ilk dönem Hıristiyanlık ve bünyesinde yaşanan teolojik tartışmalar, inanç esasları, sakramentleri, başlıca kiliseleri ve bunlara bağlı gelişen mezhepler ve Hıristiyan misyonerliği gibi konular, bu bölümde detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886