Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > Oku Düşün
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
Hasan Basri Çantay
Mücteba Uğur (Prof.Dr.)


4,20 TL (KDV dahil)
6
  adet 


Türkiye Diyanet Vakfı
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

Hasan Basri Çantay, bu asrın başında yaşamış alim ve aydın bir şahsiyettir. Yaşadıkları, mücadele ve fikirleri her zaman örnek alınacak niteliktedir. Kur'an mealı meşhurdur. Cumhuriyet türkçesiyle yazılmış en kapsamlı mealdir. Kitapta hayıtı, mücadelesi, fikirleri, eserleri ve meali incelenmektedir.
ISBN / ISSN : 975-389-143-1
Sayfa Sayısı : 260
Dil : Türkçe
Basım Yeri ve Yılı : Ankara, 1994
Ebat : 10,5x18,5x1,5 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 30.07.2010|16:16:46 Görüş : Çok İyi
  Bir millet, aralarından büyük insanlar çıkararak büyük millet olur. Öyle büyük isim ve sıfatlarla övülen büyük insanlar değil, halkıyla bütünleşmiş, sevinçli ve kederli günlerinde onlarla beraber olmuş, büyük davaları omuzlamış, büyük işler başarmış, kelimenin tam anlamıyla büyük insanlar… Hayatta en zor iş ise böyle büyük insan olabilmektir. Bir diğer deyişle, isminin adamı olabilmek. Halkı arasında nasıl biliniyorsa gerçekte de öyle olabilmek. Hasan Basri Çantay, en özlü deyişiyle önce isminin adamıdır. Tek kelimeyle halkının gözündeki ve gönlündeki aydındır. Kurtuluş savaşının binlerce isimsiz kahramanından biridir.(x) Hasan Basri Çantay’ın Mehmet Akif’le olan Dostluğunu ayrı bir inceleme konusu. Şu iki olay bunu açıkça ortaya koyuyor. Birincisi; Mehmet Akif, Yunan istilasının vatansever gönüllerde açtığı derin yarayı dile getiren, daha doğrusu o inleyen ‘Bülbül’ şiirini Hasan Basri Bey’e ithaf etmesi (s.25) İkincisi; üstadı İstiklal Marşı’nı yazmaya razı eden Hasan Basri Çantay’ın olması. (s.34) Türk kültürü içinde son derece önemli bir yeri olan sohbet geleneğinin son yıllarda unutulmaya başlandığı ve sebeplerini düşünenler, her halde diyen şu satırların yazarına hak vereceklerdir: “Nerde o eski meclisler, tamburla ney kalmadı, Ne saki var ne kadeh, tek damla ‘mey’ kalmadı. Şu TV denilen ‘tatlı bela’ çıktı çıkalı, Yarenlik diye, sohbet diye bir şey kalmadı” (s.30) Hasan Basri Çantay, oldukça güçlü bir şairdir. Türk edebiyatında kullanılan klasik formlarda yazılmış şiirleri içinde aruz vezniyle yazılanları olduğu gibi hece vezniyle yazılanları da vardır. Şiirlerinde Basri, Hüznî, Serseri, açık Hasan mahlaslarını kullanmıştır. Şiirlerinden bir kısmında, özellikle Milli Mücadeleden sonra yazılanlarında ustası Mehmet Akif’in tesiri açıkça görülür. Tanınmış biyoğrafi alimimiz İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son asır Türk şairleri adlı kaynak eserinin Hasan Basri Çantay’ın hayat hikayesine ayırdığı kısmında ‘Edebiyattaki iktidarını anlatmak için uzun söze lüzum yoktur. Manzumelerini okumak kafidir’ diyor. Olur olmaz her şairi ve şiiri beğenmeyen Rahmetli İbnülemin’in bu sözlerini Hasan Basri Çantay’ın şiirlerinin özlü bir eleştirisi saymak yerinde olacaktır. (s.58) Şeriat örfünde takva, ahirette insana zarar verecek şeylerden kaçınma demektir. (s.61) Hasan Basri Çantay ismini Türk kültür ve bilim tarihine yazdıran en önemli eseri hiç kuşkusuz, ‘Kur’an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm’ adlı eseridir. Eser dikkatle incelendiği zaman görülür ki Hasan Basri Çantay, o gün için ihtiyaç duyulan Kur’an-ı Kerim çevirisinde aradığı özellikleri eserinde önemli ölçüde gerçekleştirmiştir. Bunu sağlamak onun yıllarını almış; dikkatli, titiz, yılmak yorulmak bilmeyen gayretlerine malolmuştur. Her sahifesinde, hatta her satırında bilgi birikiminin, tecrübesinin izleri vardır. Meal-i Kerim böylece el emeği, göz nuru ve alınterinin açıkça fark edildiği bir eser niteliğine bürünmüştür. 1-Meal-i Kerim’in dili, gününün yaşayan Türkçedir. Son derece akıcı ve sadedir. Dilbilgisi kurallarına uygundur. 2-Meal-i Kerim’de ayetlerinin manaları verilirken, ayette geçen bir kelimenin çeşitli manalarından tercih edileni alınmış, diğerlerine dipnotlarında işaret edilerek kaynakları gösterilmiştir. Kur’an-ı Kerim metninde karşılığı olmayan, gerektiğinde tercümeyi tamamlamak maksadıyla alınan kelimeler, cümlecikler veya cümleler meale alınmak zorunda kalındığında parantez içine alınmışlardır. Böylece meallerde önemli ölçüde akıcılık sağlanmıştır. Şu var ki böyle bir metot meallerde önemli ölçüde akıcılık sağlamakla birlikte Meal-i Kerim’in en fazla eleştirilen yönü olmuştur. 3-Meal-i Kerim’de Kur’an-ı Kerim ayetlerine eklenen açıklamalarda hurafelere ve uydurmalara yer verilmemiştir. 4-Hiç kuşkusuz Kur’an- Kerim’i en iyi anlayan ve anlatan Hz. Peygamber (sav)’dir. Onun açıklamaları tefsir ilminin en önemli kaynağıdır. Meal-i Kerim’de kullanılan hadisler genelde güvenilir kaynaklardan seçilmiş olanlardır. 5-Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamber (sav)’e ismiyle hitap edilmemiştir. Hasan Basri Çantay da ona yöneltilen emir hitaplarını (Habibim) parantez içi iltifat sözcüğüyle Türkçeye çevirmiştir. 6-Kur’an-ı Kerim üslubunun dikkate değer bir niteliği de rahmet ayetlerinde müminlerin gönüllerine huzur verecek yumuşak lafızlar kullanması, buna karşılık azap ayetlerinde manayı ses tonuyla hissettirecek sözcüklerin seçilmiş oluşudur. Merhum Hasan Basri Çantay’ın Meal-i Kerim’i aynı üslup özelliklerini seçtiği kelimelerle mümin gönüllerde hissettirdiği için başarılı bir çalışmadır. Kısacası Meal-i Kerim, kendinden önceki meallere kıyasla daha derli topludur. Yenilikler taşımaktadır. Kur’an-ı Kerim üslubunu büyük bir dikkatle yansıtmaya çalışmıştır. Mana inceliği veren nahiv kurallarına titizlikle eğilmiştir. Bütün bu özellikleriyle kısa zamanda büyük üne kavuşmuştur. Daha sonra yazılacak meallere çığır açmış ve örnek olmuştur. (s.70-90) Hasan Basri Çantay, Meal-i Kerim’in gelirine de el sürmemiş olduğu gibi adına yaptırdığı camiye harcamıştır. (s.121) Hasan Basri Çantay’ın kişiliğinde etkili olan amillerden birisi de tasavvuf ilkeleridir. Zeka Demetlerinden: *Eflatun’a sormuşlar: Doğru olduğu halde söylenmesi caiz olmayan söz var mıdır? Cevap vermiş: -Vardır, insanın kendini övmesi. *Bizzat işlemediği bir fazileti başkasına öğretmeye kalkan kimse etrafındakileri ziyalandırmak için kandil taşıyan köre benzer. *Mürüvvet, açıkça yapmaktan çekindiğin işleri gizlice de yapmamaktır. *Vifak(barış) yoksa firak vardır. *Ef’alin şehadeti ricalin şehadetinden yeğdir. *Ehil olmayana edilen iyilik körün evinde ışık yakmaya benzer. *Cevdet-i kelam ihtisardadır. *Hüsn-ü edeb kubh-u nesebi örter. *Ok torbası ok atmadan doldurulur. *Ev sahibi def çalmaya mübtela bir ailenin şiarı daim oynamaktır. *Kitap münafıklık bilmeyen, insanı usandırmayan, kendine cefa edersen gücenmeyen, sırrını ifşa etmeyen güzel bir arkadaştır. *Tilki seher vakti bir ağacın altına gelip yukarıda bir horozun tünemekte olduğunu görür. Ona der ki: -Cemaatle namaz kılmaya inmez misin? Horoz cevap verir: -İmam Efendi ağacın altında uyuyor. Uyandı da kılalım: Tilki bakar ki horozun işaret ettiği yerde koca bir köpek uyuyup duruyor. Tabana kuvvet kaçarken horoz bağırır: -Hani namaz kılacaktık ya? Tilki cevap verir: Abdestim bozuldu. (s.61)(Zeka Demetleri, s.47) *Sicilyalı ‘karga’ lakabıyla anılan meşhur bir hatip vardı: Erhilaos. Yunanlı Sisyas ondan hitabeti öğrenmek için memleketinden kalkıp gelmişti. Sisyas, üstadına muayyen bir ücret verecekti. Derslere başlandı, Yunanlı talebe hayli ilerledi. Fakat nedense o kararlaştırılan ücreti hocasına vermemeye, aralarındaki mukaveleyi bozmaya çare arıyordu. Bir gün hocasıyla şöyle konuştular: Sisyas: -Üstad, hitabetin gayesi nedir? Muallim: İkna. Sisyas: Aramızdaki ücret hususunda sizinle bir münakaşa yapmak isterim. Eğer bu parayı vermemek için sizi ikna edebilirsem tabii almaya hakkınız yoktur. Edemezsem beni ikna kudretine henüz malik etmemiş olduğunuz için yine hakkınız yoktur. Muallim: Münakaşaya ben de hazırım. Eğer kararlaştırılan ücreti almaya haklı olduğuma sizi ikna edebilirsen alırım. Yok, edemezsem, seni muallimini mağlup edebilecek bir kudrete malik ettiğim için yine alırım. *Parlak söz söylemeye meraklı bir hatip ile cahil bir adam birlikte seyahate çıktılar. Hatip yolda hastalandı. Arkadaşı da memleketine dönmeye karar verdi. Hatip ailesine onunla şöyle bir haber göndermek istedi: -Aileme söyle ki, hatibin başıda müthiş bir ağrı var. Dişleri de sızlıyor. Nefesi daraldı. Kolları kupkuru. Ayakları şiş, gözleri kararıyor. Dizlerinin bağı çözüldü. Sırtında sancısı var. Kalbi ise hafakan içinde. Beli sızlar, gözlerinden sular akar. Ayağında yel var. Çenesi gevşedi. Sık sık baygınlıklardan gözle kulak arasında bir hareket ve nabzında durgunluk başladı. Dili de ağırlaştı. Arkadaşı dedi ki: -Ben uzun söylemeyi hem sevmem, hem de beceremem. Onlara derim ki, ‘Öldü vesselam’. Şu şiiriyle bitirelim: Kul hakkına el değenin Zalimlere baş eğenin 'Aşık Hasan' kim diyenin Vur beline, vur beline! (s.168)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886