Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > İSAM Yayınları
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
İslam'ın Yolu Sünnet
Mürteza Bedir


7,00 TL (KDV dahil)
10



İSAM
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

Hz.Peygamber, son vahyi insanlığa ulaştırırken Allah'ın kelâmının inananların hayatına nasıl aktarılması gerektiğini somut ve uygulamalı biçimde göstermiştir. Bu kitapta O'nun "sünnet" adı verilen hayat modelinin yanı sıra sünnet kavramının yüzyıllar boyunca üzerine oturtulduğu kuramsal çerçeve de tanıtılmaktadır.
ISBN / ISSN : 978-605-5586-43-0
Sayfa Sayısı : 180
Dil : Türkçe
Basım Yeri ve Yılı : İstanbul, 2011
Ebat : 12x19,5x1,5 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 16.11.2009|01:12:43 Görüş : İyi
  Son elçi Hz. Muhammed, kendisine inananlara bu dünyadan ayrılırken iki miras bırakmıştır: “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece doğrudan ayrılmamış olursunuz; Allah’ın kitabı ve benim sünnetim”. Kur’an ve sünnet, son elçinin Rabbimizden aldığı mesajın nihai ürünleridir. İslam bu iki temel üzerine oturtulmuştur. Bunlar kıyamete kadar da son ilahi mesajın ‘güvenli limanları’ olacaklardır. Kur’an Allah’ın sözü ve Hz. Muhammed’in gönderilmesine vesile olan vahiydir. Sünnetse vahyin kontrolünde Hz. Muhammed’in hayatında tecessüm eden İslami yaşam modelinin adıdır. Birinci bölümde, sünneti anlamaya yardımcı olacak bazı temel kavramlar izah edilmiş, sünnet kavramını açıklığa kavuşturmak üzere öncelikle Hz. Muhammed’in arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı ideal hayat modelinin(sünnetin) sonraki Müslümanlar tarafından bilgi ve eğitim faaliyetine dönüştürülmesi süreci incelenmiş, bu sürecin sonunda ortaya çıkan temel İslam ilimleri ya da diğer adıyla ‘naklî ilimler’in sünnet kavramıyla ilişkisi konusu teşkil etmiştir. Bu bölümde sünnet, Peygamberimizin hayatında somutlaşan İslam yaşam modeli olarak tanımlanmıştır. Sünneti, Araplar “geçmişte belirli bir kişi veya grup tarafından başlatılmış ve daha sonra topluma mal olmuş, bağlayıcılık niteliği olan övgüye layık kurallar” anlamında kullanmaktaydılar. Nitekim İbrahim Peygamber’le başlayan sünnet olma geleneği buna bir örnektir. Bununla birlikte İslam cahiliye adını verdiği kendisinden önceki toplumda mevcut kötü ve olumsuz kültürden kendisini farklılaştıran bir bilinç oluşturmuştur. Hz. Peygamber’in öğrettiği ve kendi yaşamında uyguladığı vahiy merkezli hayat ‘modeli’, yeni oluşan Müslüman toplum için bir dönüm noktası, bir milat teşkil eder. Sünnet kelimesi bu açıdan İslam’la beraber bir anlam kazanmıştır. Farklı kullanımları olmakla beraber, sünnetin Hz. Peygamber’e nispetle kullanılması standart hale gelmiştir: Sünnetü’n-nebi. (s.16) Hz. Peygamber’in Kur’an’ı hayata aktarmasının ve uygulamasının mahiyeti nedir? Hz. Peygamber, Kur’an vahyinde yer almayan bir vahye muhatap oldu mu? Çünkü peygamberler arasında bir Kitap olmaksızın vahiy alanlar da olmuştur; hatta peygamberlerin çoğunluğu bu kategoride yer alır. Bu konuda özellikle unutulmaması gereken Hz. Peygamber’in din ile ilgili bilgilerimizin kaynağı olması bakımından Kur’an’ı ‘beyan’ etmekle görevlendirilmiş olduğu gerçeğidir. O halde Kur’an’ın hakikat incileri, Hz. Peygamber’in şahsında yani sözlerinde ve hareketlerinde hatta görüp de karşı çıkmadığı durumlarda açıklanmakta, anlam bulmakta; kısaca onun hayatında âdeta fiziksel bir mahiyet kazanmaktadır. Ancak bu vahyi, Kur’an vahyinden ayıran ili önemli farka dikkat edilmesi gerekir. Birincisi, Kur’an kendine özgü bir niteliğe sahiptir; bu onun Kelamullah yani doğrudan Allah’ın sözü olmasıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber’in sözleri, namazda okunmamaları anlamında vahy-i gayr-i metlüv(okunmayan vahiy) olarak adlandırılır. Kur’an ise vahy-i metlüvdür(okunan vahiy). İkincisi ise, Hz. Peygamber’in Kur’an dışındaki vahyinin, kendisi vefat ettiğinde büyük oranda kayıt altına alınmış bir metin olarak mevcut olmamasıdır. Kur’an ise, hem yazıyla hem de ezberlettirilerek muhafaza altına alınmıştı. (s.20) İkinci bölümde ise, sünnetin tesbiti ve anlaşılması yönünde Müslüman alimlerin ve ilim geleneklerinin özellikle hadis fıkıh alimlerinin katkıları ele alınmış, usûl-i sünnet(sünnet bilgilerine ulaşmanın ve onları anlamanın yöntemi) konusu işlenmiştir. Bu bölümde Hz. Peygamber’in hayat pratiğinin İslamî bilgi kaynağına dönüşüm süreci ele alınmıştır. İki mesele üzerinde durulmuştur: Birincisi nebevî otorite, yani Peygamberimizin uygulamalarının dinî değer ve bağlayıcılığına ilişkindir. İkincisi nebevî otoriteyi taşıyan haberlerin sağlıklı ve güvenilir bir yolla aktarılmasına ilişkindir. ‘Sünnetler: Dini esasların etrafına örülen koruma duvarları’ başlığı altına işlenen üçüncü bölümde, Hz. Peygamber’in İslam’ın temel kurallarının özümsenmesi ve daha iyi yaşanması için ortaya koyduğu, dinin tamamlayıcı ve olgunlaştırıcı boyutlarını ihtiva eden nebevî sünnetlerle ilgili teorik bir çerçeve çizmeyi ve ardından da bunu sünnetler üzerine uygulamayı amaçlamıştır. Daha dar bir çerçevede ele alına sünnet terimi, kesin bağlayıcı bir kural, dinî bir norm koymayıp bir tavsiye ve daha az bağlayıcı nitelikte bir modeldir. Bu bölümde ele alınan sünnetler, öz-İslam’ın etrafına büyük oranda Hz. Peygamber’in İslam pratiği ile örülen ikinci bir koruyucu ve tamamlayıcı dinî kurallar alanıdır. Hz. Muhammed (sav), öz-İslam’ı hayatına aktarırken sadece bu öz-İslam’a ait kuraları yerine getirmekle kalmammış, aynı zamanda bu kuralların önüne ve arkasına, etrafına, kısaca içine ve dışına dinî ritüeli, ibadet uygulamasını ve herhangi bir sosyal kuralı olgunlaştıracak ilavelerde bulunmuştur. (s.84) Bu bölümde işlenen anlamıyla sünnetler, İslam’ın ana esaslarını ve temel amaçlarını pratikte daha kolay ve daha mükemmel bir şekilde gerçekleştirmek için Peygamberimiz tarafından öğretilen davranış ve uygulamalardır. Ana esaslar, Müslüman bireye tercih hakkı bırakmazken, sünnetler alanı daha esnek ve şartları gözeten bir niteliğe sahiptir. (s.116) ‘Sünnetin Çağdaş Boyutu’ adını taşıyan dördüncü ve son bölümde ise, Hz. Muhammed’in yaşam modelinin her zaman ve mekana anlam katan çağlar üstü, evrensel yönüne eğilmektedir. Bu bölümde bir yandan çağdaş etik değerler bağlamında bir sünnet seçkisi yapılmaya çalışılmış, diğer yandan da Hz. Muhammed’in hadislerinin sağlıklı bir biçimde anlaşılabilmesi için gerekli bazı gözlemlerde bulunulmuştur. (s. 9-10) Bu bölümde, Hz. Peygamber’in sünnetinin günümüzde sağlıklı ve tutarlı bir biçimde nasıl anlaşılabileceği üzerinde durulmuştur. Sünnet, Hz. Peygamber’in Yüce Allah’ın Kur’an vahyiyle dile getirdiği İslam hakikatini hayatına uygulamış olmasına dayanır. Hz. Peygamber’in hayatı bir uygulama ise, bu uygulamanın vahiy karakterinin anlaşılması yönde Müslümanların tarih boyunca ortaya koydukları çaba da İslam’ın geleneksel mirasını teşkil eder. Bu miras, bir yandan geriye dönük olarak bizi Hz. Peygamber’e bağlayan bir köprü vazifesi görürken, diğer yandan da ileriye dönük bir mesaj içerir. (s.119) Bugün kitap, gazete, dergi, televizyon, internet vs. yoluyla bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı görülmektedir. Bu durum, bir yandan insanların çok daha özgür ve kolay bir biçimde bilgi edinmelerini sağlarken diğer yandan bilgi kirlenmesi(dezenformasyon) adı verilen bir olguya neden olmuştur. Din de bu bilgi kirlenmesinden nasibini almıştır. Hatta halkımızın dine olan ilgisi, reyting odaklı çalışan basın-yayın kuruluşlarını dinî program ve yazılara daha sık yer vermeye ittiğinden, zaman zaman uzmanlık ölçüsü aranmadan yapılan programlar, din gibi son derece hassas bir alanda bilgi kirlenmesini daha da ileri boyutlara taşıyabilmektedir. Sağlıklı dinî bilgi, doğru doktorluk bilgisi kadar hayatîdir. Bu benzetme dilimize ‘Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder’ yerleşmiştir. (s.120) Özellikle okuyuculara ‘Hz. Peygamber’in sünnetinde kadın’ başlığını taşıyan bölümü(s.140-149) de okumalarını tavsiye ederek bitirmek istiyorum. Kitabın sünnet konusunda ilgili kişilere eski bilgilerini tazeleyerek yeni açılımlar yapacağını bu nedenle okunması gereken bir kitap olduğunu belirtir ve Kıymetli Murteza Bedir Bey’e teşekkür ederek sözlerime son veriyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886