Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
Kuramer Yayınları
İstanbul Kadı Sicilleri
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > Dini Edebiyat
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
Pencereyi Işığa Açmak
Halil Altuntaş (Doç.Dr)


2,80 TL (KDV dahil)
4
  adet 


Diyanet İşleri Başkanlığı
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

Bütün imkanlara rağmen,maddenin ötesine geçemeyip, "Bir şey varsa, o da ben'im,tabiattır,evrendir" diyerek pencereyi imana kapamak, ruhu karanlığa gömmektir. Vücudunda fiziki bir arızası, zihni faaliyetlerinde kısıtlılık olan kimseler "engelli" diye anılıyor. Asıl engellilik, kalbin penceresini imana kapamakla gerçekleşiyor. bütün mesele pencereyi ışığa açmakta. Işık girdiği kalpteki, inançsızlığa zemin hazırlayan perdeleri söker atar, inançsızlık oraya yol bulamaz.Güneş bütün insanlara doğar, ama ışığı, perdesini açanlar görebilir.
ISBN / ISSN : 978-975-19-4063-6
Sayfa Sayısı : 272
Dil : TÜRKÇE
Basım Yeri ve Yılı : ANKARA,2009
Ebat : 13,5x21x2 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 13.01.2010|15:39:26 Görüş : Çok İyi
  Özellikle şu başlıklar ‘toplu iğne için yere eğilmek(israf-tasarruf), ruhun düşüşü, içimizdeki soğuk savaş (nefis terbiyesi), gündemi ayıklamak, Kur’an ve hikmet Peygamberi, Kutsal değerlere saygı, Sevgi, Haya duygusu, Nifak, Aile, Komşuluk, şehitlik, mezarlıklar, sözü doğru anlamak, doğru haber, özel hayatın dokunulmazlığı, dünyevileşme, mal hırsı, kul hakkı, ticarette güven, kitaplı hayat, teslimiyet, Allah’a tevekkül, olgun mümin, yalnız değilsiniz(Tanrı vardır), kulluk ikliminde huzur, susma sanatı, Fiilî dua(eylem), çocukta din duygusunun geliştirilmesi, Hurafeler, boşanma, bilgi toplumu, barış, iyiliği tanımlamak, şeytana kulluk etmek, Adalet, hayat ve denge, iman ve amelde ihsan eğitimi’ konuları hem okuyucuya hem de konu ile ilgili araştırmacılara zengin malzeme sunuyor. Yine özellikle bir takım hadis açıklamaları dikkate değer ve altı çizilecek nitelikte. Bu nedenle ‘din-düşünce-yorum’ yazıları ile Diyanet yayınları arasında farklı bir eser sunan Değerli Halil Altuntaş Hocamıza teşekkür ediyor, hayırlı çalışmalar diliyorum. Eserin okunması ve okutulması dileği ile saygılar sunuyor yazarın kitabı yazma amacı ile şu altı çizili cümlelerle sizleri baş başa bırakıyorum: Çok kere ‘küllenme’ye maruz kalsa da hepimizin bir derunî yanı vardır ve bu yanımız bizi zaman zaman silkeler, düşünmeye ‘tahliller’ ve ‘terkipler’ yapmaya yöneltir bizi. Bu derunî yönümüzün hayatımızdaki etkinliğini artırmak yönünde sergileyeceğimiz çaba, maddî ortama bağımlılığımızı bir ölçüde azaltacak ve bizi ‘özgür’ kılacaktır. (s.7) Kur’an duyuları ve aklı kullanmamayı, tebliğe karşı bir nevi direnme olarak algılar ve Peygamber (s.a.s)’e şu uyarıda bulunur: “Fakat körlere, hele doğru yolu görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?” (Yunus, 43) Bütün imkanlara rağmen, maddenin ötesine geçemeyip, ‘Bir şey varsa, o da ben’im, tabiattır, evrendir’ diyerek pencereyi iman kapamak, ruhu karanlığa mahkum etmektir, engellemektir. Vücudunda fizikî arızası, zihnî faaliyetlerinde kısıtlılık olan kimseler ‘engelli’ diye anılıyor. Asıl engellilik, kalbin penceresini imana kapamakla gerçekleşiyor. Bütün mesele PENCEREYİ IŞIĞA AÇMAK’ta. (s.13) Güneş bütün insanlara doğar, ama ışığı, perdesini açanlar görebilir. (s.14) İnsan emeğini küçümsemek ona tepeden bakmanın bir sonucudur. (s.16) Küçük emekler, büyük enerjilerin, büyük işlerin yapı taşlarıdır. (s.17) Harcamayı bilmezseniz, kazanmayı bilmenizin bir değeri yoktur. (s.18) “Ey Aişe! Önemsenmeyen günahlardan sakın, çünkü Allah katından onları takip ederek kaydeden bir melek vardır” (Dârimî, rikak 17). (s.18) “İnsanın aradığı, onu eğlendirip oyalayan, böylece düşünmekten alıkoyan telaş ve heyecanlardır.” (Pascal) (s.25) ) Her şeyi kuşatır gibi görünen zaman, aslında insanın kullandığı en kıt kaynaktır. (s.38) Pusulaya sahip olmak yetmez, onu kullanmasını bilmek ve kullanmak gerekir. (s.43) Geniş anlamı ile Kur’an’ın ‘ahlak içerikli’ bir kitap, onun sunduğu nizamın da bir ‘ahlak nizamı’ olduğunu söylemek yanlış olmaz. (s.46) İmanın yüklediği temel görev, öncelikle kendi kutsal değerlerinin hakkını vermektir. (s.50) Gerçeği bulma (hidayet) bazen çok ince patikalardan geçmeyi gerektirir. Mümin o daracık yolları tıkayan etken olmamalıdır. (s.50) Yaratılara yönelen sevgi, sadece gerçek sevgiye, Allah sevgisine ulaştıran bir basamak olmak üzere vardır. Bir sıçrama tahtasıdır. Burada yaşanacak aşırılık ya da ölçüsüzlük, sevginin zincire vurulması, ruh dünyasının atılımına engel olunması anlamına gelecektir. (s.53) Sevgi güçlü bir mıknatıs gibidir. Seveni, sevilenden yana çeker. O yünden Hz. Peygamber’in de ifadesiyle “Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Buhari, edeb 96) (s.54) Haya, bütün peygamberlerin ortak niteliklerinden biridir. Hz. Peygamber, haya ile iman ve eylem(amel) arasında organik bir bağ kurmuş, hayanın eksikliğinin bu iki alana zarar vereceğini vurgulamıştır. (s.66) Aile sevgisi, ruhu besleyen temel kaynaklardan birisidir. Eksikliği mutlaka bir yerde, bir şekilde ortaya çıkıyor. “Aileler kendilerine çeki düzen verdiklerinde toplum da kendine çeki düzen vermiş olacaktır” demiş Konfüçyüs. Muhabbet, toprağın altındaki cevher gibidir. Çıkarılıp işlenmeye, şekillendirilmeye muhtaçtır. Bu aşama çok kere, önemsiz gibi görünen bazı tavır ve davranışlarla gerçekleştirilebilir. Sevgili Peygamberimizin, “Eşinin ağzına koyacağın bir lokma bile sadakadır” (Buhari, iman 41) hadisi bu noktada çok anlamlıdır. (s.73) Anne sevgisi denen duygunun ne harika bir şey olduğunu bir kadın anne olunca anlar. Erkekler ise onu sadece yansımaları ile tanıyabilirler. “Tatmayan bilmez.” Annenin bir evladı yok, bir parçası, ciğer paresi vardır. Âlî Bey beşiği, “Annelerin en kıymetli mücevherlerine mahsus mahfaza” diye tanımlayarak bu noktayı ustaca vurgulamıştır. (s.74) Kalpte beslenen, davranışlara dökülen sevginin, sözle de taçlandırılması en güvenli yoldur. “Biriniz, mümin kardeşini sevdiği zaman bunu ona bildirsin” (Tirmizi, zühd 54) hadisi bu gerçeğe işaret etmektedir. (s.75) Davalar, önemlerini ve büyüklüklerini kendilerini ortaya koyan etkenlerden ve güttükleri amaçtan alırlar. (s.92) “Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne hacet / Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmet.” (N.Fazıl) Ölümü hep uzakta görüyor, mezarlıkları ‘başkalarına ait ebedî istirahatgâhlar’ olarak düşünüyor ve onu kendimize yakıştıramıyorsak bu, dünyanın bizimle ‘oynadığını’, bizi oyaladığını göstermez de neyi gösterir? (s.125) Karanlığı karanlıkla örtmeye çalışmak insanın yalnızlığını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. “Kimsesiz hiç kimse yoktur herkesin var kimsesi, / Kimsesiz kaldım meded ey kimsesizler kimsesi.” (Aydınlı Ömer Ruşenî) (s.185) Allah’a kıyısından köşesinden ibadet (Hacc, 11) etmekle hedefe ulaşılamaz. Bu yolda süreklilik (Hicr, 9), şükür ve ihlas hedefe ulaşabilmenin temel şartlarıdır. (s.190) Elin uzanamadığı yere dil uzatmak sağlıklı bir yöneliş değildir. (194) Sır saklamak susmanın en gerekli olduğu alanlardan biridir. Hz. Ali’nin tespiti ile “Sırrın senin esirindir. Onu açıkladığın zaman sen onun esiri olursun.” Sır insanın esiridir, ama çok güçlü ve kaçmaya her an hazır bir esirdir. (s.194) Susmayı sanat haline getirmek, nerede susulacağını da iyi bilmeyi gerektirir. Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmaktan daha az kötü değildir. (s.194) Söz gümüşse sükut altındır. Susmak altın değerindedir. Tedavüle sokulacağı yeri ve zamanı bilmek kaydıyla. (s.196) Boşanma, evlilikte fay kırılmasıdır. bu zeminde yer alan her iki taraf üzerinde de tahribat yapar, bu sebeple yuva kurulurken iyi bir zemin etüdü yapmak gerekiyor.(s.229) “Bugün yapılan en küçük yardımlara bile iyilik deniyor. Yalnız para vermek sosyal vicdan azaplarından kurtulmanın çok pasif bir şeklidir.” (Foerster) (s. 243)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

Diğer Resimleri :
 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886