Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
Kuramer Yayınları
İstanbul Kadı Sicilleri
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > Din Büyükleri
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
İmam Zeyd B. Ali
İsa DOĞAN (Prof.Dr)


8,40 TL (KDV dahil)
12
  adet 


Türkiye Diyanet Vakfı
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

Tarih boyunca siyasi taassup, bilime büyük zarar vermiştir. Kelam, tarih ve hadis siyasetten en fazla zarar gören bilim alanlarıdır. Özellikle tarih hadis ilimlerinde bilgi kirliliğine yol açan bu durum, daha sonra tarih ve hadis tenkitçiliğini doğurmuştur. Siyasi iktidarların baskısıyla binlerce yıl tarihi gerçekler, çoğu zaman ya gizlenmiş yada çarpıtılarak kayda geçirilmiştir. Bu yönüyle tarihin en fazla zarar verdiği şahsiyetlerden biri de İmam Zeyd b.Ali'dir. Elinizdeki bu kitap sizi, bir alim modeli olarak İmam Zeyd b.Ali'nin kişiliği ve onun itikadi ve ilmi görüşleriyle tanıştıracaktır.
ISBN / ISSN : 978-975-389-587-3
Sayfa Sayısı : 382
Dil : Türkçe
Basım Yeri ve Yılı : Ankara, Haziran 2009
Ebat : 18,5x12,5x2 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 06.03.2010|22:32:23 Görüş : Çok İyi
  İmam Zeyd. b. Ali’yi okumak/öğrenmek için; 1.İmam Zeyd, dedesi Hz. Hüseyin ile aynı mücadele ve kaderi paylaştığı 2.İmam Zeyd, Ebu Hanife’nin sevdiği, görüştüğü ve mücadelesine fetva ve destek verdiği 3.Kurucusu olduğu Zeydiye mezhebi Ehl-i sünnete en yakın Şii mezhebi olduğu gibi birçok neden sayılabilir. Konu ile ilgili daha önce yayınlanmış M. Ebu Zehra’nın ‘İmam Zeyd’ adlı eseri, fıkhî yönüne ağırlık verirken; bu önemli kişiliği bize tanıtan İsa Doğan Bey’in eseri ise mücadelesi ile kelamî ve Kur’an tefsiri yönünü ağırlıklı olarak ele aldığını görüyoruz. İmam Zeyd, zulme karşı verdiği mücadele ile sembolleşen ve müctehid seviyesindeki ilmi sayesinde Peygamber geleneğinin ender simalarındandır. Bu kitap, kalemi ve kılıcı şahsında bir araya getiren İmam Zeyd’i anlatmaktadır. Kurucusu olduğu Zeydiye’ye mensup olanlar, Hz. Peygamber’den sonra imametin Ali olması gerektiği, bir anda ayrı ülkelerde iki imam bulunabileceğini, büyük günah işleyenlerin tevbe etmeden ölürlerse sürekli olarak cehennemde kalacağını görüşündedirler. Şimdi kitaptan önemli bölümleri aktarmak istiyorum: Peygamberler, yaşadıkları toplumun yaşam biçimini değiştiren, yanlış olanı doğru olanla ortadan kaldıran devrimci şahsiyetlerdir. (s.24) Emevilere karşı oluşan isyanların en önemli sebebi, onların hilafeti dünyevî bir saltanata dönüştürmüş olmaları, Arapçılık ve kabilecilik yaparak Arap olmayan Müslümanların Araplara eşit sosyal hak ve özgürlüklerini kısıtlamaları ve onlara hala köle statüsünde kabul etmeleri idi. (s.22) İslam dünyasının ilk devirlerden itibaren pek çok siyasi fırkalara ayrılıp parçalanmasının önemli sebeplerinden biri de Peygamber’e (sav) yakınlığın kullanılarak hilafet gibi birtakım hususlarda hak iddia edilmesidir. Halbuki Peygamberimiz kan bağından olan yakınlığı kullandıracak hiçbir delil bırakmamıştır. Nasıl ki yüce Allah bütün kullarına adil ve eşit konumda ise Peygamber(sav) de başında bulunduğu toplumun her ferdine adil ve eşit davranmıştır. Hiç kimse, ‘Allah sadece benim Allah’ımdır, O’na sen değil ben yakınım’ deme sahip olmadığı gibi, Peygamberler için de, ona ‘ben senden daha yakınım, onu senden daha fazla severim, onu sevmek benim hakkımdır’ diyemeyeceği gibi, aynı şekilde insanlara yol, yöntem göstermek, dini tebliğ ve uygulamak sadece benim hakkımdır diyemez. Bir milletin veya toplumun bütün ortak değerleri için de aynı şey söz konusudur. (s.38) HAYATI ve MÜCADELESİ: Zeyd’in babası Ali Zeynelabidin, Hz. Hüseyin’in hayatta kalan tek oğluydu. Hasta olduğu için Kerbela savaşı/vakasında bulunamamış ve bu yüzden hayatta kalmıştı. (40) Gerek atalarının siyasetteki başarısızlığı, gerekse Emevi iktidarının şiddete ve baskıya dayalı idaresi onu bir köşeye çekilmeye mecbur etmişti. Ailesinin siyasi sebeplerle topluca katledilmesi onun, siyasi olaylardan uzak durmasını sağladı. Ona göre zalimle mücadele etmek için güçlü olmak ve ortamın hazır olması gerekti. Ancak, zalim hükümdarlar karşısında takiyye içinde olmak gerekir, diyordu. (s.41) Ali Zeynelabidin, siyasetle ilgilenmediği için insanların geneli tarafından çok seviliyor ve saygı görüyordu. (s.44) İşte Zeyd, böyle bir babanın çocuğu idi ve babası öldüğünde 14 yaşındaydı. Babasında sonra yetişmesi ile kardeşi Muhammed el-Bâkır ilgilendi. (s.47) Esasında babasını küçük yaşta kaybetmesi ve genç oluşu Zeyd b. Ali’yi faklı bir yapıya soktu. Genç yaşta çevresindeki siyasi ve fikri hareketleri gözlemleme ve değerlendirme imkanı buldu. Küçük yaştan itibaren ilme son derece istekli idi. Siyasetteki başarısızlıkları Ali Evladını ilme yöneltmişti. Zeyd b. Ali, ilim tahsili konusunda çok şanslı idi.(s.54) Zeyd b. Ali’nin kültür hayatındaki en büyük değişim ve gelişimin sebebi, belki de Vasıl b. Ata ile olan ilişkisi ve dostluğudur. Vasıl b. Ata zalim idarecilere karşı hurucu yani ayaklanmayı gerekli gören aktif bir bilim adamı idi. Ebu Hanife de onlarla birlikte idi.(s.60) Ailesinin teslimiyetçi anlayışı yerine hiçbir şeye kayıtsız kalmayan, hayatının her anında emr bil’l-maruf ve nehiy ani’l-münker yapan ve son derece hareketli bir dini ve sosyal hayatı benimsedi. Bu dünya görüşü Zeyd b. Ali’ye hayatın her alanında lider bir kişilik kazandırdı. Zeyd b. Ali, dinin istismar edildiği, haram ve helallerin karıştığı, ırkçılığın, adaletsizliğin, zulmün, sürgün ve esaretin, öldürme ve öldürtmenin yönetin esası haline geldiği bir devirde yaşamıştır. Siyasilerin görüşlerin eleştirmek bir yana, dini konularda bilimsel yeni fikirler üreten bilim adamları katledildiği bu devirde Emeviler, siyasi rakip olarak görülen Ali Evladının soyuna sövmeyi de ihmal etmemişlerdir. Bu bakımdan iktidar mevkiini ele geçirmiş bulunan zalim idareci ve yöneticiler, yönettikleri kişilerin ve halkın bilgili, kültürlü ve vasıflı olmalarını hiçbir zaman istememişlerdir. (s.76) Zeyd b. Ali’nin kafasında huruc ve isyan fikrinin yerleşmesini sağlayan pek çok önemli sebep vardır. Ancak bunlardan en önemlisi Emevilerin İslamî değerlere karşı duyarsız olmaları idi. (s.82) Zeyd b. Ali ve taraftarlarının Emevilerle olan mücadelesi, ilim sahipleri ile cahillerin mücadelesi idi. Zeyd kolları sıvadı ve ilkönce Kufe'ye gitti. Bir kısım Ehl-i Beyt’in ileri gelenleri kendisini Kufelilere fazla güvenmemesi noktasında uyarmıştı. Lakin o, kesin kararını vermişti. Çünkü Emevilerle bir arada yaşaması imkanının kalmadığına inanmıştı. Şiiler ona gelerek biat ediyordu. Ardarda kendisine uyarıların yapılmasına rağmen Zeyd, savaş yolunda yürüyedurdu. Bu yolda on küsur ay, insanları kendisine biat edilmesine çağırarak yol aldı. Kıyamın 23 muharrem 122/739’da yapılması üzerinde dava arkadaşlarının ileri gelenleri ile birlikte karar verdiler. Emeviler, Zeyd ve taraftarlarına saldırmak için hazırlığını yapmıştı. Bu yüzden Zeyd, tespit edilen süreden bir ay önce savaşa başlamak zorunda kaldı. Taraftarlarını savaşa ‘Ya Mansur’ sloganıyla çağırdı. Fakat onun davetine vefa gösterenler 218 kişi idi. Oysa yalnız Kufe'den onbeşbin kişi ona biat etmişti. Lakin bu katılanlardan başka kimse icabet etmedi. Diğerleri zaaf gösterdiler ve yeminlerini de bozdular. İşte Zeyd hesap açısından böyle yetersiz bir sayıyla savaşa girdi. Nihayet savaşa girdiler, Emevi ordusunun bir kanadını bozguna uğrattılar ve onlardan 200’den fazla kişiyi katlettiler. Düşman, sayıca fazla olmakla birlikte bu inanmış ve sabırlı kişilerin göğüs göğüse kılıçla savaşmasından acze düştüler. Okçulardan yardım istediler. Oklarını Zeyd’in ashabına atıyorlardı, işte ancak oklarla onlara üstünlük sağladılar. Zeyd'in alnına da bir ok isabet etti ve o ok çıkarılırken ölümü oktan oldu. 15 bin kişilik Emevi ordusuna karşı kahramanca savaşmıştır. (s.98-108) Zeyd ölünce nereye defnedileceği konusunda ihtilafa düştüler. Bazısı, ona demirden gömlek giydirelim, sonra da suya bırakalım dedi. Bazıları da başını keselim, sonra da ölülerin arasına atalım dediler. Bazıları da mezarlığa defnedelim dediler. Sonunda onların görüşü kabul edildi. Bu işlemler yapılırken yanlarındaki Hintli bir köle vardı. Durumu haber verince Zeyd b. Ali’yi mezarından çıkarıp astılar, başına kırk nöbetçi diktiler ve bununla da yetinmeyerek yakmışlardır. Rivayete göre Zeyd b. Ali’nin nâşı 742 senesine kadar dört seneye yakın bir süre asılı vaziyette kaldı. Savaşın meşruiyeti varsa da dünya tarihinde zulmün böylesi de az görülmüştür. Bir milletin tarihi asla böyle şeylere tanık olmamalı.(s.119) Hz. Hüseyin’in öldürülmesinden sonra bazı Müslümanlar büyük pişmanlık yaşadıkları gibi, Zeyd b. Ali’nin öldürülmesinden sonra da aynı pişmanlık içine düşmüşler, büyük bir vicdan azabı ve acı çekmişlerdir.(s.114) KİŞİLİĞİ: Zeyd b. Ali’nin siyasi hareketi, bir avam halka hareketinden daha çok, Zeyd’in etrafında toplanan ve onda ittifak eden, ilim, zühd ve takva sahibi kişilerle selef yöntemini benimseyen bazı kura ve fakihlerin hareketiydi. İslam tarihinde o bilim adamlarının Zeyd b. Ali ile birlikte ittifak ederek çağı ve düzeni değiştirmeye yönelik hareketleri ilk ve sondur. İslam tarihinde günümüze kadar ilim adamlarının ittifak ettiği böyle bir hareket olmamıştır. (s.130) Ebu Hanife, Zeyd b. Ali’nin ayaklanışını Rasulullah’ın Bedir günündeki kıyamına benzetmiştir. Ona para ve silah yardımında bulunmuştur. Yanındaki insanlara ait emanetleri bırakabileceği bir kişi bulunmadığı için Zey b. Ali ile birlikte savaşa katılamamıştır. Savaşa niçin katılmadığını soranlara, yanında insanların emanetleri olduğunu, onları İbn Ebi Leyla’ya emanet etmeyi teklif ettiği halde, onun bunu kabul etmediğini ve bu yüzden emanetlerin kimlere ait olduğu bilinmeden ölmekten korktuğunu ifade etmiştir. (s.131) GÖRÜŞLERİ: Zeyd b. Ali’nin ehl-i sünnetin temsilcisi olarak kabul edilen Ebu Hanife ile dostluğu vardır. Nitekim Ebu Hanife İmam Zeyd Emevilere karşı ayaklandığı zaman huruca fetva vererek adamlarını göndermiş ve para yardımında bulunmuştur. İmam Zeyd ile Vasıl b. Ata arasında daha çok siyasi bir dayanışma ve siyasi bir dostluk olduğunu söylemek daha doğru gözükmektedir. Esasında biriyle dost olmak için, onun bütün görüşlerini kabul etmek de gerekmemektedir. (s.163) Zeyd b. Ali’ye göre cahil çoğunluğun iradesini esas alan yönetim biçimi, tarihte hep zalim idarecilerin ortaya çımasına sebep olmuştur. Bu bakımdan ona göre, en doğru yönetim şekli, alimlerin iş başına geldiği bir yönetim biçimidir. Bunun için de imamete en layık olan kişinin alimler tarafından seçilmesi ve avam halkın da bu seçime uyması ve saygı göstermesi gerekir. (s.297) Ona göre, dinin tebliği ve uygulamasında Peygamber’in varlığı ne kadar önemliyse Peygamber’den sonra halifenin veya müminlerin emîrinin varlığı ve konumu da o kadar önemlidir.(s.306) “Kur’an, dört yönlü bir kitaptır: Bütün insanların bildiği helal ve haram yönü, alimlerin bildiği tefsir yönü, Arapların/Arapça bilenlerin bildiği Arapça yönü ve Allah’tan başka kimsenin bilmediği tevil yönü.” (s.315) “Dindar alimin gitmesi, dinde iyileşmesi mümkün olmayan müzmin bir sancıdır.”(s.315) Zeyd b. Ali, her konuda Kur’an merkezli bir din anlayışı ortaya koymuş ve bütün görüşlerini Kur’an’a dayandırmıştır. Nitekim o, İslam tarihinde ilk defa, hilafetin dini bir mesele olduğunu söyleyen ve bunu ayetlerle ispat etmeye çalışan ilk İslam bilginidir. (s.354) Emevilere karşı yürütülen isyanda onun taraftarları arasında pek çok mezhepten insanların olduğu görülmektedir. Bu bakımdan onun, İslam tarihi boyunca bütün mezheplerin ve İslam bilginlerinin hakkında ittifak ettiği yegane bilim adamı olduğunu söylemek mümkündür.(355)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886