Dizin
Kur'an-ı Kerim
İslam Ansiklopedisi
Anadolu Halk Klasikleri
İSAM Yayınları
Oku Düşün
Kaynak Eserler
Fikir Eserleri
İlmi Eserler
Tarih Kültür
Çocuk Yayınları
Cep Kitapları
Dini Edebiyat
Sanat Edebiyat
Sempozyum ve Paneller
Sesli ve Görüntülü Yayınlar
Yabancı Dil Eserleri
Din Büyükleri
Halk Kitapları
Roman
Ahlak Klasikleri
Eğitim - Öğretim
  Aranan Kelimeler
 
Dizin > İlmi Eserler
Büyük resmi görmek için tıklayınız...
Misyonerlik
Şinasi GÜNDÜZ (Prof.Dr.)


3,50 TL (KDV dahil)
5
  adet 


Türkiye Diyanet Vakfı
  • Detaylı Bilgi

  • Yorumlar

  • Ek Resimler

Dünya üzerindeki misyınerlik faaliyetlerinin ne boyutlarda olduğu Kenya'nın ilk Başbakanı Jomo Kenyatta'nın şu sözü çok manidardır."Hıristiyanlık Afrika'ya geldiğinde Afrikalıların toprakları, Hıristiyanlarınsa İncilleri vardı. Hıristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak dua/ibadet etmemiz gerektiğini öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda onlar bizm topraklarımızı, biz de onların İncillerini almıştık"
ISBN / ISSN : 975-389-466-x
Barkod No : 9799753894661
Sayfa Sayısı : 144
Dil : Türkçe
Basım Yeri ve Yılı : Ankara, 2008
Ebat : 12,5x18,5x0,8 cm
Ürün Hakkındaki Yorumlar :
Gönderen : İHSAN ÖZ Gönderme Tarihi : 05.11.2009|16:39:14 Görüş : İyi
  Misyonerlik konusunda okuduğum üçüncü eser: İngiliz Misyonerleri, İ.S.Sırma, Misyonerler (Modern Haçlılar), Abdullah Uçar ve bu eser. Kıymetli Hocamız Şinasi Bey ayrıca İslam Ansiklopedisinde birbirine yakın başlıklar altında kitabının bir özeti olan Misyonerlik maddesini de hazırlamış. Hıristiyan misyonerliği, dünya genelinde çalışmalarını olanca hızıyla sürdürmektedir. 19. yy. Hıristiyan misyonerlerinin âdeta altın dönemi olarak kabul edilmiştir. İçinde yaşadığımız dönem ise, onlar açısından ‘bu nesilde tüm dünyanın hıristiyanlaştırılması’ sloganının gerçeğe dönüştürülmesi zamanıdır. Bu amaç doğrultusunda yüzlerce bağımsız misyoner örgütü, oldukça sistemli ve her açıdan donanımlı şekilde dünya genelinde etkinliklerini sürdürmektedirler. Misyonerliğin gittikçe etkinliğini hissettirdiği günümüzde, misyonerliğin ne olup ne olmadığının bilinmesi, teolojik ve tarihsel arka planının araştırılması, misyonerliğin Hıristiyan ulusların çıkar ve amaçlarıyla ilişkisinin tartışılması ve çalışmalarının ne şekilde yürüttüğünün bilinmesi oldukça önemlidir. (s.9-11) Yine dikkati çeken bir konu da ‘Hıristiyan misyonerliği ve dinsel tebliğ ilişikisi’dir. Yazar: “Öncelikle amaç, yöntem ve mahiyet açısından İslam’daki tebliğ ile Hıristiyan misyonerliğini karşılaştırmak gerekir. Öncelikle İslâm geleneğinde dinin insanlara du¬yurulması ve tanıtılmasına "tebliğ" ve "davet", bu faaliyeti üstlenen kişiye tebliğci" denilmektedir. İslam’daki tebliğ ve irşat çalışmalarının temel amacı, insanların bir şekilde Müslümanlaştırılması değil, Kur’an’ın: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.” (Maide, 5/67) ayetinde ifade edildiği gibi, İslâmî öğretilerin onlara duyurulmasıdır. Ancak Hıristiyanlık'taki misyon ve misyonerlikle İslâm'daki tebliğ ve davet anlayışı arasında derin farklılıklar bulunmaktadır. İslâmî tebliğ ve davette yalnızca doğruların ilân edilip insanlara duyurulması hedeflenirken misyonerlikte amaç insanların vaftiz edilip hıristiyanlaştırılmasıdır. Dolayısıyla misyonerlik, sadece hıristiyan inancının ifade edilip duyurulmasını amaçlayan sıradan bir tebliğ olayı değil, Pavlus'un da vurguladığı gibi ‘ne yapıp edip insanların Hıristiyanlığa kazandırılması’ faaliyetidir. Misyonerlik özelde hıristiyan yayılmacılığını ifade etmektedir; ancak farklı metot ve yöntemler kullanmakla birlikte dinin yayılmasını hedefleyen birçok inanç sistemi vardır. Kurtuluşun yalnızca kendisiyle sınırlı olduğunu iddia eden evrensel eğilimli bütün dinler misyonerlik eğilimi içerisindedir. Ayrıca dikkati celbeden bir konu da “Müslümanlara yönelik misyonerlik faaliyetleri”dir. Kilise tarihinde öne önemli misyonerlerden birisi sayılan Lull, müslümanların hıristiyanlaştırılabilmeleri için, üç hususun gerekli olduğunu vurguluyor: a-Misyonerlerce Müslümanların konuştukları dilleri çok iyi bilmeleri b-İslam’a karşı Hıristiyan öğretilerini savunan eserlerin yazılması c-Müslümanlar arasında misyonerlik faaliyetlerini yürütecek cesur ve inançlı kişilerin yetiştirilmesi. (s.70) Yeri gelmişken İlahiyat Fakültesinde iken Dinler tarihi dersinin Hıristiyanlık bölümünü anlatmak üzere dersimize gelen papaz Tomas Michell şu sözünü de hatırlatmak isterim: “İsa’nin öğretilerini anlatan bizler üç konuda söz veririz: Görev verilen bir yere köy dahi olsa gitmek, Hiç evlenmemek ve harcamalarımızın her kuruşunun hesabını vermek. “Günümüz misyonerlik faaliyetleri” konusunda da “1914’te yalnızca Osmanlı İmparatorluğu’nun kuzeydeki bölgelerinde yer alan misyoner okullarında yaklaşık 25.000 öğrencinin eğitim görmekte olması (s.77), Cezayir’de 1979’da 1200 olan Hıristiyan sayısının 1999’da 12.000’e çıktığı, benzer şekilde Türkiye’de 1500 civarında evanjelik Hıristiyan olduğu ileri sürülmesi(s.84) de dikkati çeken bilgilerdir. “Misyonerlikte uygulanan yöntemler” konusunda misyon teknikleri arasında en dikkat çekisi olanı kültüre uyarlama yöntemidir.(s.94) Kültüre uyarlama yöntemi, Hıristiyan mesajı ve değerlerinin yerel kültürler, şartlar, değerler ve öncelikler gözetilerek sunulmasını dikkate alır. Bu konuda misyonerler, hitap ettikleri toplumlara göre tutumlar belirlemişlerdir. (s.99) Böylece hıristiyan öğretileri, hıristiyan ibadet şekilleri ve kurumlarıyla hıristiyan yaşam tarzı mümkün olduğu ölçüde yerel geleneklere uyarlanıp halka sunulur. Meselâ bu metot doğrultusunda müslümanlara hitap edilirken onların kullandığı dinî terminolojinin kullanılmasına Özen gösterilir ve onların çeşitli hassasiyetleri dikkate alınır. Ayrıca müslümanlar arasında manevî dinî kirlenmenin onları güvensizlik ve korkuya sevkettiği düşüncesiyle, müslümanlarla ilişki kurulduğunda onlara hıristiyan doktrinindeki kirlenmeyle ilgili anlayışların anlatılmasının önemine dikkat çekilir. Yine çeşitli konularda takınılan tutumlar her halkın özelliğine göre ayarlanır. Meselâ Afrika'da çok eşliliğin yaygın olduğu bazı bölgelerde misyonerler poligamiye karşı çıkmamışlardır. Misyonerlik faaliyetleri açısından yürütülen sosyal etkinlikler de son derece önemlidir. Misyonerler, aralarında faaliyette bulunulacak kimselerle olumlu ilişkilerin kurulmasında sosyal etkinliklerin önemli bir rol oynadığını düşünmektedir. 'Arkadaş evangelizmi' olarak adlandırılan arkadaşlık ilişkilerinin kurulması yanında çocuk kulüpleri oluşturmak ve kreşler, anaokulları kurmak gibi çocuklara yönelik aktivitelerle düşkünlerin barındığı evlere ziyaretler düzenlemek, sağlık sorunlarıyla ilgilenmek, yalnızlık problemlerine çözüm getirmek gibi yaşlılara yönelik faaliyetler önem verilen sosyal etkinlikler arasındadır. Misyonerlerce işletilen kültür evleri, yetenek geliştirme ve dil kursları, dostluk evleri, bazı turizm ve danışmanlık büroları gibi kuruluşlar, onların hedef seçtikleri çevreyi tanımaları ve mahallî halkla arkadaşlık ilişkileri geliştirmeleri açısından ideal ortamlar olarak görülür. (s.112) Misyoner örgütlerince kullanılan en etkili araçlardan biri de faaliyette bulunulan bölgelerde halkın yaşadığı sosyal, siyasal ve ekonomik problemlerin iyi incelenmesi, bu problemlerin doğurduğu şartları kullanarak misyonerliğe uygun ortamların oluşturulmasıdır. Savaşlar, iç çatışmalar, istilâlar, göçler, sürgünler, ilticalar, kıtlıklar, deprem, sel vb. felaketler misyonerler için çok elverişli faaliyet ortamı oluşturmaktadır. Özellikle günümüzde son derece örgütlü ve gerek siyasal gerekse ekonomik olarak çok iyi kaynaklara dayanan misyoner kuruluşları insanların yaşadıkları bu sıkıntıları altın fırsatlar olarak görmektedirler. Bu çerçevede Hıristiyanlık propagandası yapılan kişilerin, ailelerin eğitim ve geçim sorunlarının üstlenilmesine büyük önem verilmektedir. (s.118) Misyonerlik faaliyetlerinin hedefi olan toplumlar, kendi dinsel ve ulusal kimlikleriyle, inançları ve kültürel değerleriyle kavgalı olmayı bıraktıklarında ve bugün yaşanan, yaşanmakta olan olayları geçmişte yaşanan tecrübeler ve bilgi birikimi doğrultusunda değerlendirip, geleceğe yönelik düşüncelerini bu bağlamda oluşturduklarında misyonerlik faaliyetlerinin dün olduğu gibi bugünde hedefine ulaşamayacağı kesindir. (s.125) Son söz olarak hak-batıl mücadelesinin halen devam ettiğinin bir versiyonu olarak Müslümanların misyonerleri ve yöntemlerini tanıması, mücadele edebilme ve tehlikeden sakınabilmek için yapacağı en güzel işlerden birisidir.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız...

 
  Üye Giriş
E-Posta
Şifre
Yeni Üyelik
Şifremi unuttum
  Arama
Aranacak kelime
 
Hakkımızda | Şatış Şartları | İade Şartları | Teslimat |Telif Hakları | Gizlilik İlkesi | Yardım | Bize Ulaşın |Banka Hesap Numaraları
E-Yayınevimizde

kredi kartlarına taksit yapılmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşletmesi
Adres : Serhat Mh. 1256. Sok. No:11 Ostim Yenimahalle / Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90.312.354 91 31 Faks : +90.312.386 03 28 Siparişlerinizle İlgili Tel : +90.312.354 91 31 Dahili : 136 - 138 - 142 - 145
E-Posta : bilgi@diyanetvakfiyayin.com.tr  Tic.Sicil No : 48527  Mersis No : 4-6665-8232-6958886